Eminönü Sirkeci Aynı Yer mi? Bir Şehrin İçinde Kaybolduğum İlk Gün
Sevgili Fanu ziyaretçileri, bugün “Eminönü Mısır Çarşısı hangi günler açık” konusunda bilinmesi gerekenleri ele alıyoruz.
Kayseri’den Çıkarken İçimde Biriken Sessizlik
Kayseri’de 25 yaşında biri olarak büyürken şehir bana hep iki şey öğretti: sabretmeyi ve içe atmayı. Günlerim çoğu zaman aynıydı; sabah işe gidiş, akşam eve dönüş, arada bir çay ocağında kısa soluklanmalar… Ama geceleri bambaşka bir hayatım olurdu. Defter açılır, kalem elimde ağırlaşırdı. İçimde ne varsa dökülürdü.
O defterin ilk sayfalarından birine hâlâ bakınca içim sıkışır:
“Eminönü Sirkeci aynı yer mi?”
O cümleyi yazdığım gece, aslında sadece bir yer sormuyordum. Kendime de bir şey soruyordum. Nereye ait olduğumu, neden hep aynı sokaklarda sıkışıp kaldığımı, değişimin bana neden bu kadar uzak olduğunu…
İstanbul’u hiç görmemiştim ama zihnimde bir şehir çoktan kurulmuştu. Galata Kulesi’ni kitaplardan, Eminönü’nü videolardan, Sirkeci’yi ise insanların anlattığı hikâyelerden tanıyordum. Ama hepsi birbirine karışıyordu. Bir yer mi bunlar, yoksa ayrı ayrı dünyalar mı?
O gece cevabı bilmiyordum. Ama gitmeye karar verdim.
Otobüs Yolculuğu: İçimdeki Eski Hayatın Arkada Kalışı
Kayseri’den İstanbul’a giden otobüs hareket ettiğinde içimde garip bir boşluk oluştu. Camdan baktığımda şehrim küçülüyordu ama asıl küçülen şey şehir değildi; benmişim gibi hissettim.
Yol boyunca kulaklığımda aynı şarkı dönüp duruyordu. Her tekrarında Eminönü ile Sirkeci zihnimde daha da birbirine yaklaşıyordu. Sanki iki ayrı isim değil de tek bir yerin iki farklı yüzüydü.
Uyumaya çalıştım ama başaramadım. Çünkü içimde sürekli aynı soru dönüyordu:
“Ya ben yanlış yere gidiyorsam?”
Bu sadece coğrafi bir kaygı değildi. Hayatımda ilk kez konfor alanımdan çıkıyordum ve bunu kimseye anlatmamıştım. Ne anneme, ne arkadaşlarıma… Sanki anlatırsam geri dönmek zorunda kalacakmışım gibi.
İstanbul’a İlk Adım: Gürültü ve Kalabalığın Çarpması
Sabahın erken saatlerinde otobüs Esenler’e girdiğinde İstanbul’un sesi önce geldi. İnsan sesi, korna sesi, telaş sesi… Hepsi aynı anda.
İndiğimde bir an durdum. Nereye gideceğimi biliyordum ama hiçbir şey bilmiyormuş gibi hissediyordum.
Metroya bindim, aktarmalar yaptım. Her durakta biraz daha küçüldüm. Ama aynı zamanda büyüyordum da. Çelişkili bir duyguydu bu.
Ve sonunda o an geldi.
Sirkeci.
Sirkeci Garı: Zamanın İçinde Kalmış Bir Kapı
Sirkeci Garı’nın önünde durduğumda ilk hissettiğim şey şaşkınlıktı. Fotoğraflardan gördüğümden çok daha eski, çok daha ağır bir yerdi burası. Sanki trenler sadece yolcu taşımamış, yılları da içine çekmişti.
Tam o sırada içimdeki soru yeniden yükseldi:
“Eminönü Sirkeci aynı yer mi?”
Birine sormaya çekindim. Çünkü sorarsam, İstanbul’u bilmediğim ortaya çıkacaktı. Ama zaten belli değil miydi?
Bir süre yürüdüm. Yolun bir tarafında vapur sesleri, diğer tarafında kalabalık insanlar vardı. Ve sonra Eminönü tabelasını gördüm.
O an durdum.
İki İsim, Tek Karmaşa
Eminönü ile Sirkeci birbirine o kadar yakındı ki, aralarında yürürken fark ettiğim şey sadece birkaç dakika mesafeydi. Ama zihnimde bu iki isim yıllardır ayrı şehirler gibi büyümüştü.
Kendi kendime güldüm. Hafif bir hayal kırıklığı vardı içimde. Sanki büyük bir sırrı çözememişim gibi değil, tam tersine basit bir şeyi fazla büyütmüşüm gibi.
Ama o basitlik bile içimde bir şeyleri değiştirdi.
Eminönü Meydanı: Kalabalığın İçinde Kaybolmak
Eminönü Meydanı’na çıktığımda deniz kokusu yüzüme çarptı. Martıların sesi, simitçilerin bağırışları, vapur düdükleri… Her şey birbirine karışıyordu.
Bir bankta oturdum. Çantamı yere koydum ve sadece izledim.
İnsanlar geçiyordu. Kimse kimseyi beklemiyordu. Herkes bir yere yetişiyordu.
O an düşündüm:
Ben nereye yetişiyorum?
Kayseri’deki hayatım çok yavaşken, burası fazla hızlıydı. Ama garip olan şu ki, bu hız beni korkutmak yerine içine çekiyordu.
Defterimi çıkardım. Yazdım:
“Eminönü Sirkeci aynı yer mi diye sormak bile çocukça geliyor şimdi. Ama belki de çocukluk dediğimiz şey, yeni bir şehri anlamaya çalışırken kaybolmaktır.”
Bir Vapur Anı: İçimdeki Dönüşüm
Bir süre sonra kendimi Galata Köprüsü’ne doğru yürürken buldum. Vapura binme fikri içimde ani bir karar gibi doğdu.
Vapura bindiğimde rüzgâr saçlarımı dağıttı. İstanbul’u suyun üzerinden izlemek bambaşkaydı.
Sirkeci geride kalıyordu. Eminönü önümde açılıyordu. İkisi de artık tek bir manzaraya dönüşmüştü.
İşte o anda anladım.
Bazı soruların cevabı, aslında sorunun kendisini anlamsızlaştırıyordu.
İç Sesimle İlk Yüzleşme
Vapurun içinde cam kenarına yaslandım. İçimde uzun zamandır bastırdığım bir şey vardı: eksiklik hissi.
Ama o eksiklik artık korkutucu değildi.
Kendime dürüst oldum:
“Ben değişmek istiyorum.”
Bunu ilk kez yüksek sesle söyleyemedim ama içimde net bir şekilde duydum.
Eminönü ile Sirkeci’nin aynı yer olup olmaması artık önemli değildi. Önemli olan, benim bu şehirde kendimi ilk kez gerçekten var hissetmemdi.
Galata’dan Bakarken: Küçük Bir İnsan, Büyük Bir Şehir
Galata tarafına geçtiğimde İstanbul daha da büyüdü gözümde. İnsanlar yukarıdan bakınca küçülüyor ama şehir daha da derinleşiyordu.
Kendime şunu söyledim:
“Ben bu şehrin neresindeyim?”
Cevap yoktu.
Ama belki de sorun cevapsızlık değildi. Belki de hayat, cevaplardan çok sorularla ilerliyordu.
O gün ilk kez bunu hissettim.
Günlüğe Son Yazı: Bir Sorunun İçinde Kaybolmak Değil, Bulunmak
Akşam olduğunda Sirkeci’ye geri döndüm. Işıklar değişmişti, kalabalık biraz daha dağılmıştı.
Defterimi açtım.
Sayfanın üstüne şunu yazdım:
“Eminönü Sirkeci aynı yer mi?”
Bir süre baktım. Sonra altına yazdım:
“Artık değil. Çünkü ben artık aynı kişi değilim.”
O an içimde ne büyük bir coşku vardı ne de tam bir huzur. Daha çok garip bir dengeydi. Ne tamamen mutlu ne de tamamen huzursuz…
Ama ilk kez kendime yakındım.
Sonraki Günlere Sızan Duygu
O günden sonra İstanbul’a bakışım değişti. Artık sokak isimlerini karıştırmıyordum ama asıl değişen bu değildi.
Asıl değişen, sorulara verdiğim anlamdı.
Eminönü ile Sirkeci’nin aynı yer olup olmaması artık bir merak konusu değil, bir başlangıç hatırasıydı. Çünkü o soru beni evden çıkarmış, bir şehre getirmiş ve kendimle yüzleştirmişti.
Kayseri’ye döndüğümde defterim doluydu ama içimde hâlâ boşluklar vardı. Ama o boşluklar artık korkutucu değildi. Çünkü biliyordum ki, bazı boşluklar insanı büyütüyordu.
Ve ben, ilk kez büyümekten korkmuyordum.
“Eminönü Mısır Çarşısı hangi günler açık” hakkındaki meraklarınızı giderebildiysek ne mutlu bize. Fanu ailesi olarak her zaman yanınızdayız!