Fanu ziyaretçileri için hazırladığımız bu makalede “Birinci ilke nedir” konusunu sade bir dille anlatıyoruz.
Birinci İlke Nedir? Hayatın Komik ve Düşündüren Yanıyla
İzmir’de, Alsancak sokaklarında yürürken aklıma takılan sorulardan biri: “Birinci ilke nedir?” Biliyorum, kulağa felsefi bir çıkmaz gibi geliyor ama aslında günlük hayatın tam ortasında karşımıza çıkıyor. Ben de 25 yaşındayım, arkadaşlarım sürekli benden espri bekler, ama içimde bir türlü durulmayan düşünce kasabam var. Yani hem gülüp geçiyor hem de derin bir kriz yaşıyorum; tıpkı geçen gün kahve siparişi verirken kahveciye “Sizce kahve mi benden daha mantıklı?” diye sormam gibi.
Birinci İlke ve Sabah Treni
Sabahları Karşıyaka yönüne giden tren, adeta bir yaşam dersini hatırlatıyor bana. İnsanlar birbirine çarpıyor, biri bağırıyor, biri kahvesini döküyor. Ve işte tam o anda fark ediyorsunuz: “Birinci ilke nedir?” Soru basit görünüyor ama yanıtı yok gibi.
Düşünsene: Yanımdaki adam telefonunu düşürdü. Hemen eğildim, uzattım, adam bakıyor bana, “Teşekkürler,” dedi, ve bir saniye sonra ekledi: “Ama siz hep böyle mi düşüncelisiniz?” İç sesim hemen devreye girdi: Hah işte, sen de kafanı takmaya başladın. Bravo.
İşte birinci ilke, belki de o an fark ettiğin küçük erdemlerde gizli. Yardım etmek, fark etmek, küçük şeyleri önemsemek… Hem düşünmek hem eğlenmek, tam da benim tarzım.
Arkadaş Ortamında Birinci İlke
Akşamüstü arkadaşlarla buluştuk. Ben doğal olarak espiri modunda:
“Biliyor musunuz, birinci ilke aslında kahve almak gibi bir şeydir.”
“Nasıl yani?” diye soruyor arkadaşım.
“Birinci ilke, önce sen kendine bakarsın, sonra dünyaya. Ama tabii önce kahve.”
Gülüyorlar. Ama bir yandan içten içe herkes kendi birinci ilkesini düşünüyor. Ben de kendi kendime: Neden kimse benim kadar kahveyle felsefe yapmıyor?
Birinci ilke, sosyal ilişkilerde de kendini gösteriyor. Mesela arkadaşım sürekli mesajlara geç cevap veriyor. Ben sabırsız bir şekilde beklerken aklıma geliyor: “Belki birinci ilke, sabırlı olmaktır.” Ama sonra aklımdan geçen ikinci düşünce: Ama birinci ilke, onun mesaj atmasını beklerken espri patlatmaktır. İşte tam bu ikili hal, yaşamın tuhaf komedisi.
Market Sırasında Felsefe
Marketin sebze reyonundayım, elimde domates, düşüncelerim bir başka boyutta. Birinci ilke nedir sorusu beynimde tur atıyor. Önümdeki teyze bana bakıyor, sanki iç sesimi duyuyor:
“Genç adam, neden domatesleri bu kadar inceliyorsun?”
“Efendim, birinci ilke… sanırım doğru domatesi seçmek,” dedim.
İçimden geçiyor: Vay be, bunu ciddi bir şekilde söyledim. Ama gerçek birinci ilke belki de her şeyi fazla düşünmemek. Ama sonra domateslerden biri patladı. Tam bir metafor gibi: Hayat planladığın gibi gitmez. Birinci ilke de bazen patlayan domatesi temizlemek, ve gülüp geçmek olabilir.
Kendi Kendine Konuşmalar: En Komik Ama En Derin
Evime yürürken kendi kendime konuşuyorum:
“Peki, birinci ilke gerçekten var mı?”
Tabii ki var, ama sürekli değişiyor, diyor iç sesim.
İşte burada devreye mizah giriyor. Kendimle dalga geçiyorum çünkü birinci ilke hakkında uzun uzun düşünen ben, aslında hayatı fazla ciddiye alıyorum. Ama aynı zamanda espiriyle dengeyi buluyorum. Mesela düşüyorum, ayağımı çarpıyorum, ve hemen diyorum: “İşte birinci ilke: Ayaklar her zaman planlarını bozar.”
İzmir’in Sokaklarından Hayat Dersleri
İzmir’in rüzgarlı sokakları, çarşıları ve kahve kokan kafeleri bana sürekli yeni bir birinci ilke hatırlatıyor: İnsan ilişkileri, küçük mutluluklar, beklenmedik aksilikler… Bir arkadaşım bana dedi ki:
“Sen hep çok düşünüyorsun ama gülmeyi de unutma.”
“İşte birinci ilke o zaman,” dedim, “düşünmek ve gülmek arasında denge kurmak.”
Ve gerçek şu ki, birinci ilke her gün değişiyor. Ama ben hâlâ 25 yaşında, arkadaş ortamında espri yapan ve içten içe her şeyi fazla düşünen bir genç olarak, hayatın hem komik hem düşündürücü yanını yazıya döküyorum.
“Birinci ilke nedir” konusunda merak ettiklerinizi bu yazımızda ele almaya çalıştık. Fanu okurları için daha fazlası yolda!
Sonuç: Birinci İlke Sadece Felsefe Değil
Birinci ilke nedir sorusu, sadece kitaplarda aranan bir tanım değil. O, sabah treninde, markette domates seçerken, arkadaşlarla espri yaparken ve kendinle içten içe konuşurken karşımıza çıkan bir yaşam rehberi. Hem gülüp hem düşünmek, hem ciddi hem eğlenceli olmak, belki de birinci ilkenin ta kendisi.
Sonuç olarak İzmir sokaklarında yürürken, kahve içerken ya da ayağını çarpıp kendi kendine espiri yaparken fark ediyorsun: Hayatın birinci ilkesi, her şeyden önce yaşamak ve bunu hem ciddiye alıp hem de gülerek yapmak.
Ve tabii, bazen en derin felsefeyi en saçma esprilerle anlatmak da birinci ilkenin gizli sanatı olabilir.