Karı Gibi Erkeklere Ne Denir? Toplumsal Cinsiyet, Çeşitlilik ve Sosyal Adalet Perspektifinden Bir Bakış
Bir sabah, işyerine doğru yürürken, önümdeki iki adamın konuşmasına kulak misafiri oldum. Biri, diğerine “Karı gibi adam” dedi. Bu söz o kadar yerleşik bir şekilde kullanılıyordu ki, ilk başta pek dikkatimi çekmedi. Ama sonra düşündüm: Karı gibi erkeklere ne denir? Bu sorunun derinliği, toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet meseleleriyle nasıl bağlantılı? Ve biz, sokakta ya da işyerinde bu tür dil kullanımlarını neden bu kadar normal kabul ediyoruz?
Toplumsal Cinsiyet Rolleri ve Dilin Gücü
Toplum olarak, yıllarca belirli kalıplar içinde yaşadık. Erkekler güçlü, cesur ve dominantken; kadınlar nazik, duygusal ve pasif olarak kodlanmıştı. Bu kodlamalar, zamanla dilimize de yansıdı. Mesela, “Karı gibi erkek” ifadesi, aslında toplumsal cinsiyet normlarına karşı bir eleştiri gibi görünse de, aslında bu normları pekiştiriyor. Erkeklerin duygusal, kırılgan ya da zayıf olamayacağına dair derin bir inancı yansıtıyor. Oysa gerçekte, duygusal olmanın cinsiyeti yoktur. Bu tür ifadeler, erkekleri duygusal bir zayıflık olarak yaftalar ve bu, erkeklerin duygusal olarak kendilerini ifade etmelerini engeller.
Çok değil, birkaç hafta önce işyerimde, bir arkadaşımın bir konuda duygusal bir tepki verdiğini duyduğumda, çevremdeki birinin ona “Karı gibi davranma” dediğini duydum. Hem de ciddi bir şekilde. O an kendime sordum: Biz, kadın olmayı bir aşağılık durum olarak mı görüyoruz? Neden erkeklerin, “duygusal” ya da “nazik” olmaları, onları küçültmek için bir ifade haline geliyor? Hem kadınları aşağılamak hem de erkeklerin duygusal yanlarını reddetmek, bir arada nasıl bu kadar rahat olabiliyor?
Çeşitlilik ve Sosyal Adalet: Toplumun Yansıması
Toplumun her kesiminde bu tür dil kullanımları farklı etkiler yaratır. Birçok insan bu tür dilin zararsız olduğunu düşünebilir; ama bu tür ifadeler, genellikle o grupları dışlayan, onları aşağılayan bir yapıyı sürdürür. Mesela, kendini erkek olarak tanımlayan ama toplumsal cinsiyet normlarına uymayan biri, bu tür ifadelerle sürekli olarak karşılaşabilir. Bu da, toplumsal cinsiyet çeşitliliğine dair farkındalığın eksik olmasının bir göstergesidir. İstanbul gibi büyük bir şehirde, cinsiyet kimliklerini ifade eden bireylerin karşılaştığı baskılar ve dışlanma, bu tür dilin ne kadar yaygın olduğunun göstergesidir.
Çeşitli kimliklere sahip insanlar, bu tür dil kullanımından ciddi şekilde etkilenebilir. Özellikle toplumun daha az farkındalığa sahip, daha geleneksel kesimlerinde, “karı gibi adam” ifadesi, sadece dilsel bir seçimden öte, toplumsal cinsiyet eşitsizliğini güçlendiren bir araca dönüşür. Bu tür kalıplar, bireylerin kendi kimliklerini benimsemelerini ve topluma açıkça kendilerini ifade etmelerini zorlaştırır.
Toplumda Kadınlık ve Erkeklik İkilemi
Toplumsal olarak, kadınlık ve erkeklik çoğu zaman birbirinin zıddı gibi algılanır. Erkekler “güçlü”, “bağımsız” ve “sert” olmalıdır; kadınlar ise “nazik”, “duygusal” ve “zayıf” olarak kodlanır. Oysa gerçekte, insan doğasında her bireyde hem erkeklik hem de kadınlık özellikleri bulunabilir. Mesela, ben de bazen duygusal anlarımda, birinin bana “Karı gibi” demesiyle kendimi güvensiz hissediyorum. Yani, bu ifade sadece toplumsal normlara uymayan bireylere değil, herkes için bir baskı aracı olabilir.
Birçok arkadaşım, “Erkek gibi adam” tanımının, aslında genellikle, güçlü, cesur ve duygusuz olan bir erkeği tarif ettiğini söylüyor. Ama bu düşünce tarzı, her zaman erkekleri içsel olarak zayıf hissettiren bir tuzak oluşturur. Çünkü erkeklik, duygusuzluk ve sertlik üzerinden tanımlandığında, her erkek kendini bu kalıplara sığdırmaya zorlanır. Oysa bu kalıpların dışına çıkmak, duygusal olmak ya da kırılganlık göstermek, hiçbir şekilde bir “zayıflık” anlamına gelmez. Tam tersine, güçlü bir erkek, duygularını anlayan ve ifade edebilen kişidir. Ama toplumsal olarak hala bu tür kalıplar içinde yaşamaya devam ediyoruz.
Karı Gibi Erkeklere Ne Denir? Bu Sorunun Sonuçları
Bu soruya verilecek cevap, aslında toplumun hala nasıl işlediğini, cinsiyet rollerinin nasıl biçimlendiğini ve her bireyin bu rollerle nasıl ilişki kurduğunu gösteriyor. “Karı gibi erkek” demek, sadece bir dilsel ifade değil; aynı zamanda toplumsal cinsiyetin katı kurallarını, normlarını ve yargılarını sürekli olarak yeniden üretmektir. Bu tür ifadeler, bazen bir anda söylenen sıradan bir laf gibi görünebilir; ama toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin yeniden üretilmesine yol açar.
Sonuç olarak, bu tür dil kullanımını sorgulamak ve toplumda daha adil bir dilin yerleşmesine katkıda bulunmak, hepimizin sorumluluğudur. “Karı gibi erkek” demek yerine, insanları, duygusal hallerine ya da cinsiyet kimliklerine göre yargılamadan, sadece kendileri oldukları için kabul etmek, toplumsal cinsiyet eşitliğini inşa etmenin ilk adımıdır. O yüzden, belki bir gün, sokakta, toplu taşımada, işyerinde bu tür ifadelerle daha az karşılaşırız.